Yazık o insanlara ki sana acıyorlar!

Yazık o insanlara ki sana acıyorlar! O insanlar ki seni ve senin çektiğin acıyı haykırıyorlar! Aslında senin ölümüne hasretle bakıyorlar. Özgecan, neden biliyor musun? Çünkü artık yoksun ve hemcinslerine gecenin gölgesi altında taciz edip canını yakacak kadar duygusuz bir dünyada yaşamıyorsun. Özgecan görüyor musun? Bazen ölüm, hatta senin ölümün kadar acı bir ölüm bile bizim gibi yaşamaktan daha güzel kalır. Özgecan, kardeşim bana inan bir süre sonra artık gazete manşetleri, kadın hakları kampanyaları, medya ve sosyal medya yorumları susacak. Hepsini bu ülkenin erkekleri unutacak. Adın artık söylenmeyecek. Ama yüzünün masumluğu ve korkudan titreyen ellerinin görüntüsü, bu yurdun tüm kadınlarının bilinçaltına kazınacak ve asla unutulmayacak. Erkekler seni unutmakta haklılar. Çünkü seni hatırlamak onları utandıracak. Onlar için en iyisi unutmak. Ama bu yurdun bakire kızları, seni ve ölümünün acısını asla unutamayacak. Tarih boyunca kadın olduğu için tacize uğrayan ve canı acıyan ilk kadın değilmişsin. Geriye bak geçmişimizdeki hiçbir kadının adı artık dillerde değil. Adlar ve acılar unutuluyor. Ama bu dehşet ölümün gerçekliği ve yaşanmışlığı tüm kadınların hayatını etkiliyor. Bundan sonra güneş batınca, dışarıda yalnız yürümekten daha çok korkacağız. Senin acından sonra korkumuz ve temkinli davranışlarımız artacak. Adım atmaktan ve yaşamaktan daha çok korkacağız. Daha çok içimize kapanacağız ve erkeklerden daha çok korkacağız. Özgecan, kardeşim, ne düşünüyorum biliyor musun? Eğer seni bıçaklayıp yakmasaydılar ve diri kalsaydın, henüz nefes alıyor olsaydın; saçların hala dağınık ve güzel olsaydı, gözlerin hala cezbedici ve mahzunca bakmaya devam etseydi; o üç erkek sana taciz ettikten sonra bıraksaydılar; hayatının sonuna kadar başka bir kabusla yaşamış olacaktın. Yaşasaydın kadınların değil erkelerin kabusu olurdun. Çünkü sen artık onların namuslarının lekesi olacaktın. Özgecan diri kalsaydın eğer, binlerce haksız yargılamayla yüz yüze kalacaktın. Eğer düzgün giyinse böyle olmazdı(!) O saatte kız çocuğunun dışarda işi ne? Kız çocuğunu dışarı okumaya göndermeyeceksin yoksa olacağı budur(!) Özgecan, kardeşim, yaşasaydın eğer, bu ülkenin reşit erkekleri evlenmek istediklerinde seninle evlenmektense bakire bir kızla evlenmeyi tercih edecekler ve bunun için binlerce bahane üreteceklerdi. Özgecan görüyor musun bazen ölüm -hatta senin ki gibi bir ölüm bile- yaşamaktan daha kolay. Özgecan düşünüyorum da sen hangilerimizdensin? Tacize uğradıktan sonra söylemekten çekinen kadınlardan mI? Kim bilir ne kadar çok kız var tacize uğramasına rağmen anlatmaya cesareti olmayan… Özgecan kardeşim keşke bizi kendi halimize bıraksalar. Keşke hiçbir erkeğin namusu olmasak, keşke izin verseler bir an bile olsa kendimiz için yaşamayı öğrensek. Özgecan zihnim binlerce soruyla perişan! Senin o güzel saçların o erkelerin şehvetinin ateşinde yakıldığı zaman, o acıyı çekip haykırdığın zaman, bu ülkede, bu yurtta hangi mert erkeğin namus damarı kabarıyordu. Özgecan gözünü kapat ve rahat uyu. Bizi bu dünyada yaşama acısı ile yalnız bırak. Hala senin ölümün hakkında şu soruyu soran kadınlar var: “Belki de tahrik edici bir kıyafet giymiştir?”. Özgecan görüyor musun biz kadınların bile senin ölümünün acısını anlamak için çok yol kat etmesi gerekiyor. Özgecan sen artık ölümsüzsün. Bizi namusu olduğumuz erkelerle yalnız bırak. Taciz edilme korkumuzla yalnız bırak. Bizi bu insanlığın arasında yaşamakla yalnız bırak. O insanlık ki senin ölümündeki en büyük acının bakireliğini kaybetmen olduğunu düşünüyor!

Sara Baheri Rad
Ankara, 2015

 

Comments are closed.